Matbaanın icadı
Matbaanın İcadı
Blog Category 6 sene ago Yorum Yapılmamış

MATBAA NASIL DOÄžDU?

Her bir icat, bir diğerine gebedir. Çünkü icatlar bir yandan hayatımızı kolaylaştırırken, diğer yandan da yeni ihtiyaçlar doğurur.

Yıllar yılı yazmanın yolunu arayan insanoğlu, önce kağıdı buldu. Ancak kağıdın yapımı hem zahmetliydi hem de çok zaman alıyordu. Bu durum, insanoğlunu ‘nasıl hızlı kağıt üretebiliriz’ sorusunun cevabını aramaya itti.18. yüzyılda bu sorunun yanıtını bulan Fransız bilimci Rene-Antonie Ferchault de Reaumur, ilk kağıt makinesini icat etti. Bu icatla birlikte kağıt üretimi hızlanırken kağıdın kullanıldığı alanlar da çoğaldı. Dolayısıyla, basım işlerinin daha kısa sürede yapılması için yeni yollar arandı ve farklı matbaa denemeleri oldu.

Matbaayı ilk kullanan ülke, kağıdın icat edildiği yer olan Çin. 593 yılında kurulan matbaada ağaç oyma tekniği kullanıldı. Tek tek harfleri yazma tekniği ise 1040 yılında, yine Çin’de, PiSheng tarafından bulundu. Pi Sheng porselenden harfler kullanarak matbaanın gelişimini hızlandırdı. 9. ve 10. yüzyılda, matbaa Uygurlar’a geçti. Uygurlar ve sonrasında Mısırlılar Arapça metinleri basmak için matbaayı kullandılar. 15. yüzyılda ise Hollada’da tahta kalıplarla basım yapıldı.1430 yılında ise Harlem kentinde, Lourens Janszoon Coster tarafından ilk kez harflerle baskı denemeleri yapıldı.

matbaanin_icadi_2

1450 yılına gelindiÄŸinde ise çığır açan bir geliÅŸme yaÅŸandı. Johannes Gutenberg, ortağı Fust ile birlikte Almanya’nın Mainz ÅŸehrinde metal harflerle basım tekniÄŸini buldu ve ilkel anlamda bir dizgi makinesi üretti. Gutenberg’in makinesi, ayrı ayrı dökülmüş kurÅŸun harflerin yan yana dizildiÄŸi metal bir çerçeveden ve basımı yapabilmek için hazırlanmış bir sıkma ma­kinesinden oluÅŸuyordu. KurÅŸun harfler yan yana yerleÅŸtirilerek sözcükleri oluÅŸturuluyor, harf kalıplar aynı büyüklükte olduÄŸu için satırlar düzgün ve eÅŸit aralıklarla dizilebiliyordu. Mürekkepli kalıp, kâğıdın üzerindeki her noktaya eÅŸit basınç uyguluyordu. Böylelikle, mü­rekkebin her noktada aynı yo­ğunlukta iz çıkarması saÄŸlanıyordu. BuluÅŸlarıyla yeni bir dönemi baÅŸlatan Gutenberg ve Fust’un ilk baskıları 42 satırlık Ä°ncil oldu. 1462’de Nassau baÅŸpsikoposunun askerleri Mainz ÅŸehrine saldırdı. Bu saldırıdan kaçan matbaacılar Avrupa’nın farklı bölgelerine dağılarak matbaanın yayılmasını saÄŸladı.

matbaanin_icadi_3

Matbaanın ülkemize geliÅŸi ise Lale Devri dönemine rastlıyor. Bilinen ilk Türk matbaacı olan Ä°brahim Müteferrika, 1726 yılında ilk Türk matbaasını kurdu ve ilk eseri olan Kitab-ı Lügat-ı Vankulu’nu (Vankulu sözlüğü) yayınladı. Avrupa ile kıyaslandığında, ülkemize matbaanın bu kadar geç gelmesinde okur-yazar oranının düşük olması önemli bir rol oynadı. Ayrıca kitapların maliyetlerinin fazla olması da matbaa sektörünün geliÅŸimini engelledi. Ä°brahim Müteferrika’nın ölümünden sonra ise, yaklaşık yüzyıl boyunca Türkiye’de basım alanındaki ge­liÅŸmeler yalnızca kitap basımıyla sınırlı kaldı. 1860’tan sonra matbaacılıkta hızlı bir geliÅŸme görüldü. Bugüne geldiÄŸimizde ise, ülkemizde matbaa sektörü teknolojik geliÅŸmelere baÄŸlı olarak büyümeye devam ediyor.

Gutenberg’in buluşundan sonra matbaacılık tüm dünyada hızla gelişen ve her gün yeni teknolojilerin üretildiği bir sektör haline geldi. İnsanlık tarihinin en önemli buluşlarından olan matbaa yazılı eserleri geniş kitlelere ulaştırarak insanlığın yönünü değiştirdi.